İller

22 Ocak 2024 Pazartesi

Müslüman Yalan Söyler mi?


           "Müslüman yalan söyler mi?" sorusu bir Müslümana sorulabilecek en ağır sorulardan biri olup şuurlu her Müslümanın bu soru karşısında içinin titremesi gerekir.

            -Yalan söylerken hangimizin içi titriyor?

            Müslüman bir toplumda kendini Müslüman olarak tanımlayan kişiler rahatlıkla yalan söyleyebiliyorsa büyük bir iman bunalımıyla karşı karşıyayız, demektir.

            Niye Müslüman bir toplumu yalan sarmış durumdadır, gelin hep beraber birkaç dakika düşünelim!

            Çok düşünmeye gerek yok; yalan söylemekten rahatsızlık duymadığımız gibi yalan söylemek sıradanlaşmış hatta meşru görülür hale gelmiştir.

            Hemen hemen toplumun tüm katmanlarında yalan rahatlıkla söylendiği için kimse söylenen yalanı yadırgamıyor, normal bir durum gibi karşılıyor!

            Özellikle hiyerarşik kurum ve kuruluşlarda astlar üstlerinin taleplerini yerine getirememenin sonucunda konumunu kaybedebileceği kaygısıyla yalana rahatlıkla başvurabilmektedir.

            Öyle bir hale geldik ki, herkes herkesi yalana zorlamakta hatta yalan kifayetsiz geldiği için yemin ettirerek rahatlamaktadır.

            Bırakınız yalan söylemeyi yalan yere yemin etmek bile sıradanlaşmıştır.

Ne garip "yalan söylemiyorum" demek bile yalan hale gelmiştir!

Ayrı bir gariplikte insanların yalan söylediği yetmediği gibi birbirini yalancılık ve sahtekarlıkla suçlaması!

Yalanın sıradanlaştığı toplumlarda insanların birbirlerine güven duygusunda sıkıntılar yaşanması kaçınılmaz olur.

Allah(c.c.) yardımcımız olsun bu gidişat hiç iyi değil!

İyi değil; çünkü, dinimize göre yalan  büyük günahlardan biridir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.);

 "Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi?" buyurur ve bunu üç kere tekrar eder. Sahabe efendilerimiz, "Evet" deyince: "Allah'a şirk koşmak, anne-baba haklarına riayetsizlik, cana kıymak" buyururlar.

Devamında "Haberiniz olsun! Yalan söz, yalan şahitlik." diyerek yalanın da büyük günahlardan olduğunu üstüne basa basa tekrarlayarak ifade eder. (Buharî, Şehadet, 10)

Başka bir Hadis-i Şerifte Efendimiz(s.a.v):

"Yalandan sakının. Yalan insanı günaha, o da cehenneme götürür. Kişi durmadan yalan söyler ve yalan araştırırsa, Allah katında yalancılardan yazılır." (Buhari, Edeb, 69) buyurmaktadırlar.

Şunu belirterek herkes tarafından bilinen ve dikkat çekici bir Hadis-i Şeriften bahsedeceğim.

Yazılarımda zaman zaman Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflere yer veriyorum. Hem Ayet-i Kerime hem de Hadis-i Şerif meallerinin ehlinin açıklaması dışında yorumlanmasının sakıncalı sonuçlar doğuracağına inanıyor ve yorumlamaktan kaçınıyorum.

Yazılarımda Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflere yer verirken yazımın konusu ile ilgili güvenilir kaynaklara başvuruyor ve oradan faydalanıyorum.

Mesela:

 Ebû Hüreyre ( r.anh)'den rivayet edildiğine göre Efendimiz(s.a.v.)  şöyle buyuruyor:

"Münafığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünden cayar, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder." (Buhârî, Îmân; Müslim, Îmân)

Bu Hadis-i Şerif mealini alimlerin açıklamasına bakmadan açıklamaya çalışan bir kişi "yalan söyleyen, sözünden cayan, emanete hıyanet" eden herkes münafık yorumunda bulunabilir ki, bu yorum ağır sonuçlara yol açabilir.

Bu yorum alimlerin açıklamalarına göre şöyledir:

Münafıklık gerçekte kâfirliktir.

Yalan söylemek, vaadinden caymak ve emanete hıyanet etmek münafıklık alâmetidir. Müslüman olduğu halde, kendisinde münafıklık alâmeti bulunan kimse, münafığa benzeyen ve onun ahlakıyla ahlaklanan bir kimse olarak nitelendirilir. Böyleleri için kâfir ve münafık hükmü verilmez.

Şimdi, yalan söyleyen bir Müslümanın böyle sinsi ve gizli bir kâfirden daha aşağı olduğunu söylemek elbette mümkün değil.

O halde Hadis-i Şerifteki inceliği şöyle anlayacağız. Efendimiz (s.a.v.) bu sözüyle müminlere şöyle bir ihtarda bulunuyor: "Sakın şu günahlara yaklaşmayınız! Çünkü onlar kâfirden daha alçak olan münafığın sıfatlarıdır."

Sonuç olarak; bütün Müslümanlara düşen münafıklık alametlerinden olan YALAN ve diğerlerinden uzak durmanın gayreti içinde olmasıdır.

Anlatmak istediğimi tam olarak anlatamamış olabilirim; ancak, ehlinin ne anlatmak istediğimi anladığına inanıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder